Hacamat Takvimi

HACAMAT TAKVİMİ & GÜN HESABI

HACAMATIN ZAMANI

 

Hacamat tedavisinin, uygun olduğu ve olmadığı bazı günler vardır. Bu günler Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından bizlere gelen Hadisi şeriflerle belirlenmiştir. Bu bağlamda genel olarak ulaşabildiğimiz sonuç şu şekildedir.

Uygun günler: Pazar, Pazartesi, Salı, Perşembe ve Cuma

Yasak Günler: Çarşamba, Cumartesi

Bu günlerin yasak olmasının çeşitli nedenleri vardır. Bilinmesi gereken, bu günlerin herhangi bir kişinin yorumu üzere değil, bizzat Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından bildirmesiyle belirlenmiş olduğudur. Bu yüzden bu günlere uyulması gerekir.

Bu konu hakkında farklı farklı birçok rivayetler vardır. Bu hadislerin kiminde Pazar ve Salı günlerinin de yasak olduğu hakkında nakiller gelmiştir. Ancak en temelde yasak olduğu kabul edilen günler Çarşamba ve Cumartesi günleridir. Bununla birlikte Cuma günü hakkında yasak olduğu belirtilen hadisler zayıftır. Buna mukabil Pazartesi ve Perşembe günleri, nakledilen hadislerde ki en sevilen günlerdir. Şimdi bu bahsettiğimiz konuyla ilgili bazı rivayetleri nakledeceğiz inşallah.

Hallâl, Ebu Seleme ve Ebu Saîd el-Makburî kanalıyla Ebu Hureyre'den merfu olarak şöyle nakletmiştir: "Her kim çarşamba veya cumartesi günü hacamat yaptırır da kendisine beyazlık veya baras (alaca) hastalığı gelirse sadece kendini kınasın."

Dârekutnî'nin, Kitâbu'l-Efrâd'ında ki rivayetine göre şöyle demiştir: Abdullah b. Ömer bana dedi ki: Kanım çoğaldı. Bana bir hacamatçı çağır. Ne çocuk ne de yaşlı bir ihtiyar olsun. Zira Allah Rasûlü'nün sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu işittim: "Hacamat, ezber yapanın ezberlemesini, akıllının aklını arttırır. Besmele çekerek hacamata başlayın. Perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günlerinde hacamat olmayınız. Pazartesi günleri hacamat olun. Cüzzam ve baras hastalıkları sadece çarşamba günleri gelir."

Dârekutnî der ki: Bu hadisi sadece Ziyâd b. Yahyâ rivayet etmiştir. Eyyûb'un, Nâfi'den yaptığı rivayette ise şu ziyade vardır: "Pazartesi ve salı günleri hacamat olunuz. Çarşamba günleri ise hacamat olmayınız."

Ebu Davud'un Sünen'inde, Ebu Bekre'den yapılan rivayete göre, o salı günü hacamat yapmayı mekruh görürdü. EbuBekre, Allah Rasulü'nün sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Salı günü kanın çoğaldığı bir gündür. Salı gününde öyle bir zaman vardır ki kan kesilmek bilmez.’’

İbn Macenin Rivayet Ettiği bir Hadiste şöyle geçmektedir. İbn-i Ömer (r.a)'dan; Şöyle demiştir: Ya Nafi, kanım fazlalaşmak sûretiyle bana galebe çaldı. Bu nedenle sen benim için bir hacamatcı ara. Gücün yeterse yararlı ve bu işi iyi beceren bir hacamatcı seç. Bulacağın kişi ne çok yaşlı ne de küçük yaşta bir çocuk olsun. (Hacamat olmak istememin sebebi şudur:) Çünkü ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den şu buyruğu işittim. ‘’Hacamat olmak aç karnına daha faydalıdır. Hacamat olmakta şifa ve bereket var ve hacamat, akıl ve hıfzetme (yani belleme) gücünü artırır. Bu itibarla en isabetli olana uymak üzere Allah'ın bereketiyle Perşembe günü hacamat olunuz ve Çarşamba, Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerinde hacamat olmaktan sakınınız. Pazartesi ve Salı günü de hacamat olunuz. Çünkü Allah'ın Eyüp (Aleyhisselam) 'i beladan kurtardığı gün bu gündür ve Allah Eyüp’ü Çarşamba günü belâya çarptırdı. Şüphesiz, ne cüzzam (hastalığı) ne de baras (hastalığı) Çarşamba günü veya Çarşamba gecesi dışında kalan gün ve gecelerde meydana çıkmaz.’’

Öncelikle şunu belirtmek isteriz. Bu konu hakkında etraflıca bilgi ‘’Hadislerle Hacamat’’ bölümünde verilecektir. Biz burada sadece bu konuyla alakalı genel bir bilgi oluşması adına bu rivayetleri nakletmek istedik. Ancak şunun iyi bilinmesi gerekir. Bu konuda nakledilen hadislerin sıhhat dereceleri cidden zayıftır. Hatta bazı âlimler bazı nakilleri uydurma hadis olarak belirtmişlerdir. Daha önce belirtildiği üzere bu konu hakkında etraflıca bilgi daha sonra verilecektir.

Son olarak şu konudan bahsedelim. Biz yukarıda bahsettiğimiz yasak ve serbest günleri var olan rivayetlerde ki gibi kabul ediyoruz. Hadislerde ki zayıflık ve uydurma olduğu hakkında ki bilgiler nazarında en son olarak ‘’Pazar, Pazartesi, Salı ve Perşembe günlerinin serbest, Çarşamba ve Cumartesi günlerinin yasak, Cuma gününün ise ihtilaflı bir gün olduğunu kabul ediyoruz.’’ Bu bağlamda bir sonraki konuyu anlatmaya çalışacağız inşallah başarı Allah’tandır.

GÜN HESABI NASIL YAPILIR?

Hacamatın gün tayinine bakıldığında, gün tayini ve hesaplaması şöyledir. Gün dönümü ikindi vaktinden ikindi vaktine kadardır. Bu da şu demek oluyor. Gün ikindi vaktinden sonra diğer güne dönüyor. Şöyle bir misal verelim. Örneğin bu gün günlerden Pazar, ertesi güne bakıldığında günlerden Pazartesi, yani bugün hacamat yapılan bir gün ve yarında hacamat yapılan bir gün, o halde bu gün için ikindi vaktinden sonrada hacamat yapılabilir. Örneğin bu gün günlerden Salı, yarın ise Çarşamba, o halde bu gün ikindi vaktinden sonra gün Çarşambaya geçeceğinden dolayı, hacamat işlemi ikindiye kadar yapılır ve bitirilir. Yine örneğin bu gün günlerden Cumartesi, ve yarın Pazar, o halde ikindi vaktinden sonra gün Pazara geçtiğinden dolayı ikindiden sonra hacamat yapılabilir. Gün tayini ve hesaplaması bu şekildedir.

Yukarıda bahsedilen hesap şekli, kameri takvim üzerinden değerlendirilmiştir. Çünkü hicri takvim ay takvimi üzerinden hesap edilir. Gün geçişi olarak ikindi vakti temel alınır. Ancak şemsi takvim olarak baktığımızda bu hesap bu şekilde yapılmaz. Çünkü güneş takvimi miladi takvim üzerinden hesap yapılır. Ancak burada bahsetmek istediğimiz mesele gerek gün içerisinde ki yasak serbest vakitlerin hesaplanmasında gerekse biraz sonra bahsedeceğimiz ‘’ayın hacamat günlerinde’’ yine bu takvim ve hesaplama üzerinden değerlendirilecektir. Çünkü İslam dininde asıl olan takvim hicri takvimdir. Hal böyle olunca birçok hadis-i şeriflerde bahsedilen özel gün ve geceler daima bu takvim üzerinden hesaplanmıştır.

Bu konuda şunları örnek gösterebiliriz. Mesela kadir gecesini veya Cuma gecesine bakalım. Kadir gecesi ayın 27. Gecesi olarak bildirilir. Ancak biz gün hesabı olarak, Ramazan ayının 26. Gecesi olarak bu günü anlar ve ona göre ibadet ederiz. Çünkü 26. Günün gecesi aslen 27. Gün olarak kabul edilir. Aynı konu Cuma gecesi hakkında da geçerlidir. Cuma gecesi diye bahsedilen vakit Perşembe gününün akşam vaktidir. Bu ve buna benzer bütün hesaplamalar bu şekilde kameri takvim üzerinden yapılır. Aynı şekilde hacamat uygulamaları da buna göre hesap edilir.

HACAMATIN UYGUN SAATLERİ

Hacamat için en uygun olan saatler, sabah vakitleridir. Sabah güneşin doğumuyla birlikte ilk iki saatlik zaman hacamat için en uygun olan saattir. Bununla birlikte hacamat gün boyunca yapılabilir bir sakıncası yoktur. Gece dahi yapılabilir. Ancak daha sonra açıklayacağımız bazı perhizlerden dolayı gece yapılması pek tavsiye edilmez. Şöyle de düşünülebilir. Gündüz vakitleri kişinin güçlü olduğu, ancak gece ise, yorgun olduğu saatlerdir. Sabahın erken vakitleri, hacamatın en sağlıklı olduğu vakittir. Akşam olmadan önce yapılması tavsiye edilir.

AYIN HACAMAT GÜNLERİ

Her ayda hacamat uygulamasının çok daha faydalı olacağı bazı günler vardır. Bu günler sahih hadislerde bizzat Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem tarafından bizlere tavsiye edilmiştir. Bu günlerin hikmetiyle ilgili olarak ikinci bölümde ‘’Alimlerin Dilinden Hacamat’’ başlığı altında etraflıca bilgi verilecektir inşallah.

Şimdi bu konuyla ilgili bazı rivayetleri zikredelim. Sonrasında ise haklarında dikkat edilmesi gereken bazı huşlardan bahsedeceğiz.

Tirmizî'nin Câmi'inde İbn Abbas'tan merfu olarak rivayet ettiği hadiste Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Hacamat olduğunuz günlerin uygun olanları (ayın) ya on yedi, ya on dokuz veya yirmi birinci günleridir."

Yine Tirmizî'nin Câmi'inde Enes b. Mâlik'ten, Rasûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem iki boyun damarından ve omuz arasından hacamat olduğu ve (ayın) on yedi, on dokuz ve yirmi birinci günlerinde hacamat yaptırdığı rivayet edilmiştir.

İbn Mace'nin Sünen'inde Enes'ten merfu olarak rivayet edilen hadis ise şöyledir: "Kim hacamat olmak isterse (kameri ayın) ya on yedisini, ya on dokuzunu veya yirmi birinci gününü araştırsın. Hiçbirinize kan galebe çalmasın. Zira vücutta gereğinden fazla kan bulunduğunda beden ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalır."

Ebu Davud'un Sünen'inde Ebu Hureyre'den merfû olarak yapılan rivayete göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kim (ayın) on yedisi veya on dokuzu ya da yirmi birinde hacamat olursa bu her türlü hastalığa şifadır.’’

Hadis-i şeriflerde görüldüğü üzere, hacamat için ay içerisinde bazı günler tayin edilmiştir. Bu günler, Peygamberimizin Hadisleri ile bizlere bildirildiği için, hacamat olmak isteyen bir kimsenin bu günleri tercih etmesi, gerek sünnet açısından gerek sıhhat açısından daha hayırlı olacaktır.

İlk olarak dikkat çekmek istediğimiz mesele daha öncede bahsettiğimiz konu üzerine bu günlerin hicri takvim üzerinden değerlendirilmedir. Yani burada ayın 17,19 ve 21. Günü olarak bahsedilen tarihler Ocak, Şubat veya Haziran olarak değil, Muharrem veya Recep, Şaban diye bahsedeceğimiz hicri takvim üzerindendir. Bu günlerin doğru anlaşılması gerekir. Yanlış anlaşılması durumunda tarih doğru olmayacak buda temenni ettiğimiz sünnetin tavsiye ettiği günlere uyamamak olacaktır.

İkinci olarak bahsedeceğimiz mesele de yine daha önce bahsettiğimiz yasak serbest günler hakkında ki durumdur. Yani eğer bu bahsedilen en temel üç gün daha önce zikrettiğimiz yasak günlerden birisine denk gelirse o halde ne yapmak gerekir. Bu konu hakkında şunu belirtmek isteriz. Öncelikle bu konu hakkında net olarak söyleyebileceğimiz delil mesabesinde bir söz veya hadis bulamadık. Ancak bu konuda ki var olan hadisleri dikkate aldığımızda yasak günler hakkında ki rivayetlerin zayıf dahi olsa kabul ettiğimiz için bu özel günlerden bir tanesine denk geldiği zaman da aynı şekilde yasak günün yasak olarak kabul ediyoruz. Ancak şunu da belirtmek gerekir. Bazı kimselerinde bu konuda ki görüşleri şöyledir. Yasak serbest günleri hakkındaki hadislerin zayıf olmalarına karşılık, sünnet olarak ifade edilen bu üç özel gün hakkında ki rivayetlerin sahih olmalarından dolayı sahih rivayetleri kabul edip yasak güne denk gelse dahi özel günlerde hacamat yapılır diyorlar.

Daha öncede belirttiğimiz gibi bu konu hakkında net olarak sunabileceğimiz bir delil yoktur. Bundan dolayı hangisinin daha doğru olduğu hakkında bir şey söyleyemeyiz.

MEVSİM OLARAK HACAMAT

Mevsimsel olarak hacamat zamanlarına baktığımızda, hacamat ‘’Yaz, Kış, İlkbahar ve Sonbahar’’ yani her mevsimde ve her zamanda yapılabilir. Sadece şöyle bir ayrım vardır. Örneğin hacamat işleminden sonra tedavi olan kişi kan kaybına bağlı olarak üşüyebilir. Bu yüzden kışın hacamat uygulamalarında, yapan ve yaptıran kişilerin dikkatli olmaları ve soğuğa karşı hazırlıklı olmaları gerekir. Ancak yaz mevsiminde böyle bir sorun yoktur. Tam aksine yazın yapılan hacamat, kişiye büyük bir rahatlık kazandırır.

Bununla birlikte hacamatın en sıhhatli olduğu mevsim ilkbahardır. Ama bu diğer mevsimlerde hacamat yapılamaz demek değildir. Kısacası hacamat, her mevsimde ve her zamanda yapılabilir. Ancak bazı mevsimler diğerlerine göre çok daha faydalı olduğu söylenmiştir. Mesela ilkbahar ve sonbahar aylarının, hacamat için en uygun aylar olduğu ifade edilmiştir.

NE ZAMAN HACAMAT OLMALIYIZ?

Mevsimsel ve zamansal döngüyü bu şekilde anladıktan sonra, şöyle bir açıklama yapabiliriz. Hacamat, gerek sünnet gerek tedavi olarak iki ayrı zamana ayrılmaktadır. Şöyle ki; herhangi bir rahatsızlığı olmadığı halde yalnızca sünnet amaçlı olarak hacamat olmak isteyen bir kimse için, yukarıda belirttiğimiz gibi belli başlı bazı günler ve zamanlar vardır. Bu kişinin bu günlere uyması, tedavinin sıhhati açısından tercihen daha uygundur.

Ancak tedavi amaçlı olarak hacamat olacak bir kimseye, özel bir gün veya zaman yoktur. Her gün ve zamanda hacamat olabilir ve olması da gerekir. Yani şöyle ki bu gün rahatsızlığı olan bir kimse, sünnet olan gün bir hafta sonra diye o günü beklemesi gerekmez. Tedavisini olabildiği gün olması gerekir.

HACAMAT YAPTIRMA ARALIKLAR

Bu konu zamanımızdaki yaşadığımız en büyük sıkıntılardan bir tanesidir. Sebebi ise hacamat yapan kişilerin sırf daha fazla para kazanmak için usul gözetmeyerek çok kısa zaman aralıklarıyla hacamat yapmaya çalışmalarıdır. Şöyle ki gerek kadim tıpta gerekse günümüz güncel tıpta kabul gören görüşe göre daha önce bahsettiğimiz hacamat yöntemiyle deri altından alınan kanın tekrar oluşum süreci 21 gündür. Bu kurala dayalı olarak kişilerin takribi 1 aylık bir süre geçmeden tekrar hacamat yaptırmaları fayda değil zarar vermektedir. Ancak daha fazla para tutkusuyla hareket eden bazı kişiler yaklaşık üç günde bir üç seans gibi aralıklarla hacamat yapıyorlar. Hâlbuki bu hacamat uygulaması adına yapılan en büyük hatalardan biridir.

Bu konuda tarihte ve günümüzde kabul gören seans aralıklarını şöyle anlatabiliriz. Öncelik kişilere 1 aydan önce hacamat yapılmamasının gerektiğini anlamamız gerekir. Sonrasında ise şunu bilmek gerekir. Bir kişiye arka arkaya en fazla üç dört ay hacamat yapabiliriz. Yani ayda bir usulüyle üst üste dört beş seans şeklinde olabiliyor. Bu bahsettiğimiz en uç noktadır. Bu kişi böyle bir seans takibi sonrası en az beş altı ay hacamat yaptırmaması gerekiyor. Sonrasında tekrar yapılabilir.

Son olarak şundan bahsedelim. Aydan aya hacamat diye bahsettiğimiz usul, bir şikâyet dolayısıyla yapılması gereken hacamat uygulamaları için tavsiye edilebilir. Yani kişinin migren gibi veya karaciğer enzim kaybı gibi bir rahatsızlığının olduğunu düşünün. Bu kişinin gerekli tedaviyi olabilmesi için çoklu kupa ve seans takibi gerekmektedir. Yani bir sefer yapılan hacamatın çok faydalı olamamasından dolayı aynı yerlere veya farklı yerlere olacak şekilde hacamat yapmak gerekir ve bundan dolayı aydan aya hacamat usulüyle uygulama yapılır.

Ancak bu konun dışında kalan kişiler için tavsiye edilen zam aralıkları farklıdır. Şöyle ki kimileri yılda dört kez olacak şekilde her mevsim başında tavsiye etmiştir. Bir başakları ise yılda iki kere olacak şekilde ilkbahar ve son bahar mevsimlerini tavsiye etmişti. Bazıları ise yılda bir kez olsun ilkbaharda yapılmasını yeterli olacağını söylemiştir. Bu konuda bahsedilen aralılar özellikle bir rahatsızlığı olmayan veya çok ciddi sıkıntıya sahip olmayan kişiler için yapılan tavsiyelerdir.